Previous Sonraki
MİLYONLARIN BORCU SİLİNİYOR Torba yasa, Genel Sağlık Sigortası borcu olan milyonlarca kişinin yüzünü güldürecek. Gelir testine girmediğ...
ERKEN EMEKLİLİK GELDİ Resmi gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Torba Yasa 20 milyondan fazla insanın hayatını kolaylaştıracak...
TOPLU TAŞIMA MI ÖZEL ARAÇ MI? BBC'nin haberine göre, İngiltere'de East Anglia Üniversitesi Norwich Tıp Okulu ve York Üniversitesi Sağlık ...
HANEHALKI İŞGÜCÜ İSTATİSTİKLERİ, HAZİRAN 2014 İşsizlik oranı %9,1 seviyesinde gerçekleşti Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sa...
5 YILDA 35 BİN İŞ KAZASI Altyapı yatırımları ve konut yapımında son yıllarda yaşanan hızlı gelişmeyle Türkiye'de inşaat sektöründe c...
30 BİN VATANSIZ BEBEK Suriye'deki içsavaştan 5.5 milyon çocuk etkilendi. 10 bin çocuk savaşta öldü. Toplam 8 bin çocuk içsavaşta ...
TÜRKİYE DİYANET VAKFI'NDAN EĞİTİME DESTEK Türkiye Diyanet Vakfı’nın (TDV) eğitime desteği sürüyor. Her yıl burs verdiği öğrenci sayısını ar...
BİN LİRA MAAŞ ALAN NE KADARLIK EV ALABİLECEK Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın gelire göre taksit sınırlamasında Bankacılık Düzenleme ve Denetlem...
AĞUSTOS AYI ENFLASYON RAKAMLARI AÇIKLANDI Ağustosta Tüketici Fiyat Endeksi yüzde 0,09, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi yüzde 0,42 arttı. Yıllık enflas...
2015'TE TÜM TC. VATANDAŞLARI SAHİP OLACAK 62. hükümet programı kitapçığında öne çıkan hedeflerin içinde en dikkat çekeni önümüzdeki dönemde bürokrasi...
20 MİLYON KİŞİNİN BEKLEDİĞİ TAKVİM BELLİ OLDU Yaklaşık 20 milyon kişiyi ilgilendiren torba yasa için geri sayım başladı. Vergi, prim, ceza gibi borçlara ...
İŞÇİLER DİKKAT! 3 AYLIK MAAŞINIZI ALMAYI UNUTMAYIN İşçilerin ücret alacaklarının korunabilmesi adına, 'ücret garanti fonu' oluşturulmuştur. İşverenler tarafın...
MUAYENE ÜCRETLERİNE REKOR ZAM 15 lira olan SGK’sız muayene ücreti yüzde 100 zamlanarak 30 lira oldu. Devlet hastanesinden alınacak ...
GÜVENLİK BİRİMİNE GELEN VEYA GETİRİLEN ÇOCUKLAR, 2013 Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocuklarla ilgili istatistik çalışması 1997 yılında, seçilmiş 27 ...
TÜRKİYE'NİN ALKOL HARİTASI AÇIKLANDI Sağlık Bakanlığı verilerine göre vatandaşların yüzde 87'si hiç alkol almıyor. Her 4 erkekten biri alkol...
TÜRKİYE'Yİ DEHŞETE DÜŞÜREN AÇIKLAMA! Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) “Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuklar” başlıklı rap...
AİLE KURMAK VE ONU YAŞATMAK İBADETTİR Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Müşaviri Gazeteci, Yazar, Şair Nevzat Bayhan, Diyanet İşleri Başkanlığ...
ERBESLER'İN KİTABI RAFLARDA YERİNİ ALDI Esat Ertaç Erbesler'in "Bosna'da Egemenlik Sorunu-Dayton Anlaşması" adlı kitabı biyografi.net Yayınları'nda...
SAKARYA ÜNİVERSİTESİNDE İSTATİSTİK UZMANLIK EĞİTİM PROGRAMLARI BAŞLADI İstatistik  günlük yaşamda sıkça kullandığımız ortalama gelir, suç oranı, doğum oranı gibi bilgileri ve rak...
3 MİLYON EKMEK SOFRAYA GELMEDEN İSRAF OLUYOR Toprak Mahsulleri Ofisi’nin yaptığı ‘Türkiye'de Ekmek İsrafı’ araştırması sonuçlarına gör...
ARTIK ZORUNLU OLACAK! Habertürk'te yer alan göre; ‘Otomatik katılım’ adı verilen yeni uygulamaya göre net 2.100 lira ...
AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca, boşanmanın alt sebeplerini anlamak, aile içi ilişkiler ile boşanma...
YOKSULLUK MAAŞI GELİYOR! Yoksul kesime, nakdi yardımlar yerine, Almanya'da olduğu gibi 'işsizlik yardımı'verilecek. Ailede çalışabil...
TÜKETİCİ FİYAT ENDEKSİ, MAYIS 2014 Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aylık %0,40 arttı TÜFE’de (2003=100) 2014 yılı Mayıs ayında bir ön...
YURT İÇİ ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ, MAYIS 2014 Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi aylık %0,52 düştü Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE), 2014 yılı Ma...
İSTANBUL'UN YATIRIM HARİTASI ÇIKARILDI İstanbul Üniversitesi’nin İstanbul Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle yürüttüğü yatırımcılara rehbe...
ÜRPERTEN UYUŞTURUCU RAPORU Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Merkezleri'ne (AMATEM) başvuran hastalara ilişkin Sağlık Bakanl...
DÖRT KİŞİLİK AİLENİN AÇLIK SINIRI 1.158, YOKSULLUK SINIRI 3.771 LİRA   Türkiye’de yoksulluk sorunu, başta çalışanlar olmak üzere toplumun önemli kesimini doğrudan etk...
BÜYÜK GÜN YARIN! ARTIK CEZASIZ İPTAL EDİLEBİLECEK 6502 Sayılı Yeni Tüketici Yasası yarın yürürlüğe giriyor. Tüketiciyi baş tacı edecek olan yeni yasa ile çok...
İŞSİZLİK MAAŞI BAŞVURUSUNDA SÜRE SINIRLAMASI KALKTI Ankara 15. İş Mahkemesi, baktığı bir davada uygulama konusu olan 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakk...
'KORKUDAN KONUŞAMIYORUZ' DEYİNCE TALİMAT VERDİ Başbakan Erdoğan dün Soma'dan gelen 10 maden işçisiyle görüştü, taleplerini dinledi. Alınan bilgiye göre, m...
EĞİTİM YÜREK İŞİDİR Birikim Eğitim Kurumları Genel Müdürü Cemil Keskin: -       “Ülkemizde akademik eğitim epeyce mes...
SOMA'DAN BİR ACI BİLANÇO DAHA! 432 ÇOCUK... Soma'daki maden faciasına ilişkin en acı bilgiyi veren Aile Bakanı Ayşenur İslam, 'Toplam 432 çocuğumuz bab...
YAŞ SEBZE FİYATLARI DÜŞTÜ Antalya Toptancı Halinde bu hafta yaş sebze ve meyvelerin kilogram fiyatı 20 kuruş ila 1 lira arasında deği...
İSTATİSTİKLERLE GENÇLİK, 2013 Türkiye nüfusunun 2013 yılında %16,6’sını genç nüfus oluşturdu Türkiye nüfusu 2013 yılında 76 6...
AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI AYŞENUR İSLAM'IN Engelli vatandaşlarımızın birey olarak, insan onuruna yakışır biçimde, hayatın içinde herkesle birlikte yaş...
TERÖRLE MÜCADELE KANUNU KAPSAMINDA 35 BİN KİŞİ KAMUDA İSTİHDAM EDİLECEK Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, Terörle Mücadele Kanunu Kapsamında Kamu Kurum ve Kurulu...
MMG VE İTO'DAN 'KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN SOSYAL BOYUTU' SEMPOZYUMU                             KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN SOSYAL BOYUTU SEMPOZYUMU ...
AİLE İÇİ ŞİDDETLE MÜCADELE İÇİN YOLA ÇIKILDI Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, ''Aile İçi Şiddet ile Mücadele Projesi''nin tanıtım t...
KAMUDA 'YARIM GÜN' ÇALIŞMA DÖNEMİ BAŞLIYOR Milyonlarca çalışan ve iş arayanı yakından ilgilendiren sosyal güvenlik paketi tamamlandı. 1 MİLYON TAŞ...
5-11 MAYIS VAKIF HAFTASI - Her sene farklı bir tema ile kutlanan Vakıf Haftası 2014 yılında "Vakıf ve İktisat" temasıyla 5-11 Mayıs ta...
OTOGARA GİDENLERE KÖTÜ SÜRPRİZ! ARTIK ÜCRETLİ... Bayrampaşa'da bulunan Büyük İstanbul Otogarı'nda giriş çıkışlar ücretli hale geldi. İlk 25 dakika için ...
TÜKETİCİ FİYAT ENDEKSİ, NİSAN 2014 Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aylık %1,34 arttı TÜFE’de (2003=100) 2014 yılı Nisan ayında bir ön...
YURT İÇİ ÜRETİCİ FİYAT ENDEKSİ, NİSAN 2014 Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi aylık %0,09 arttı Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE), 2014 yılı Ni...
BU ÜRÜNLERİ ALANLAR DİKKAT! TOPLATMA KARARI ÇIKTI Sağlık Bakanlığı, bu yılın ilk üç ayında kozmetik ve tıbbi cihaz denetimlerinde, çok sayıda sahte ve uyguns...
GEÇEN YIL EN ÇOK KASTAMONULU ÖLDÜ Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2013 yılı ölüm istatistiklerini açıkladı. Buna göre, 2012 yılında 376 bin...
3 BİN 249 ÇOCUK KAYIP CHP Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan ve arkadaşlarının imzasıyla TBMM Başkanlığı'na sunulan araştırma ön...
BAKAN İSLAM'DAN 'ÇOCUK' AÇIKLAMASI İslam açıklamasında şunları söyledi: Tıpkı ateşe ellerini uzattıklarında ellerinin yanacağını bilm...
BAKAN İSLAM'DAN BELEDİYE BAŞKANLARINA ERİŞİLEBİLİRLİK MEKTUBU   Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, binalar, kaldırımlar, yaya geçitleri, otoparklar, to...
BİNLERCE YOKSULA Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın aldığı kararla, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları (SYDV), ...
BANKALARIN HESAP KURNAZLIĞINA DİKKAT Bankalarda kullanılmayan hesaplarını kapatmak isteyen vatandaşlar zor durumda bırakıldıklarını iddia edi...
AÇLIK ve YOKSULLUK SINIRI, NİSAN 2014 Yerel seçimlerin ardından “mutfak haracamasına” temel oluşturan birçok gıdanın fiyatı artış gös...
MİLYONLARCA EMEKLİNİN MAAŞINA DOPİNG GELİYOR Türkiye'de 10 milyondan fazla emekli bugünlerde farklı bir heyecan yaşıyor. Maaşlar arasındaki düzensizliği...
ARAÇ SAHİPLERİ BU TUZAĞA DİKKAT! Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) 17 milyon araç sahibinin ödediği Motorlu Taşıtlar Vergisi'nin (MTV) ödenmesi...
YÜRÜMENİN BEYNE ETKİSİ YÜZDE 60 Çoğu üniversite öğrencisi 176 gönüllü, bazı yaratıcılık testlerine tabi tutuldu. Gönüllülerden testlere otu...
MAAŞLAR 11 YILDA YÜZDE 16,7 ERİDİ Türkiye Kamu-Sen'den yapılan yazılı açıklamada, sendikanın Ar-Ge Merkezi'nin yaptığı araştırmada 2002 yılın...
BANKAYA 120 TL ÖDEMEMEK İÇİN BU 3 ADIMI İZLEYİN Birçok vatandaş işyerlerinden izin alıp banka banka hesap izi sürdü, hareketsiz ya da unuttuğu hesabı olan ...
TÜRKİYE EĞİTİM KALİTESİNDE DÜNYADA 91. SIRADA Dünya Ekonomik Forumu 2014 Global Bilgi ve Teknoloji raporunu yayınladı. Türkiye son teknoloji araçlarına u...
İSTANBUL'DA YOL KENARINDA MÜLTECİ KENTİ! Açlıkla mücadele eden mülteciler su olmadığı için banyo bile yapamıyor. Yeteri kadar beslenemeyen çocuklar ...
40 BİN TON ŞERBETİ BAL DİYE SATTILAR Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Bahri Yılmaz, kaçak ve sahte bal ile tarımsal ilaçların ...
MAKALE
Alıntı Yazılar
Previous Sonraki
ETNİK BAKIŞIN BOSNA ÇIKMAZI: ‘BOSNA’DA EGEMENLİK SORUNU’ ETNİK BAKIŞIN BOSNA ÇIKMAZI: ‘BOSNA’DA EGEMENLİK SORUNU’ 1.Herkes 'azınlık' olunca ortak akıl oluşmuyor Eski Yugoslavya’da Bosna-Hersek Özerk Cumhuriyeti yapısına rağmen Boşnaklar &lsq...
ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLARA DEVLETİN REVA GÖRDÜĞÜ 'ÜSTÜN' İHMAL ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLARA DEVLETİN REVA GÖRDÜĞÜ 'ÜSTÜN' İHMAL Bazı konular kendisini her daim başköşeye taşıma kabiliyetine sahip. Bu tür konular genellikle incir çekirdeğini doldurmaz konular oluyor...
SOMA FACIASI VE ÂKILE SIGORTASI SOMA FACIASI VE ÂKILE SIGORTASI Ölenlerin yakınları açısından bir kişinin ölmesiyle iki yüz kişinin ölmesi arasında fark yok. Bir tek kişi ölseydi de yakınları aynı acıy...
İŞPORTA İŞPORTA Farkında mısınız bilmiyorum ama şu satırları okuyanlar biraz dikkat ederse göreceklerdir: İstanbul'da 'Suriçi'nde işportacı kalmadı. İşpo...
DÜŞLER VE UMUTLAR/ HIRSIZLIK FELSEFESİ DÜŞLER VE UMUTLAR/ HIRSIZLIK FELSEFESİ ... İngiliz yazar Charles Dickens''in 1838 yılında yayınladığı, defalarca sinemaya uyarlanan, en son 2005 yılında Roman Polanski tara...
ÇALIŞMADAN EMEKLİ OLMANIN 5 ŞARTI! ÇALIŞMADAN EMEKLİ OLMANIN 5 ŞARTI! İsteğe bağlı sigortalılık zorunluluk prensibinden tamamen farklı olarak işleyen bir sigortalılıktır. Zorunlu olarak sigortalı olması ...
ŞOK İDDİA: 50 YIL SONRA BÖCEK YİYECEĞİZ ŞOK İDDİA: 50 YIL SONRA BÖCEK YİYECEĞİZ Dünyada yenilebilir bin 500 böcek türü bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. Bayram, gelecekte savaşların petrolden değil su ve gıda nedeniyle ç...
50'DEN AZ ÇALIŞANI OLAN İŞYERLERİ 1 OCAK 2014'E HAZIR MI 50'DEN AZ ÇALIŞANI OLAN İŞYERLERİ 1 OCAK 2014'E HAZIR MI Doç.Dr. Sayım Yorgun 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası, işçi sayısı ne olursa olsun tüm işyerlerini kapsamına alan ve işçi s...
İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ HAKKINDA TÜM BİLİNMEYENLER İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ HAKKINDA TÜM BİLİNMEYENLER Kocaeli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sayım Yo...
MAHALLENİN MAHALLE BASKISINA DÖNÜŞ ÖYKÜSÜ MAHALLENİN MAHALLE BASKISINA DÖNÜŞ ÖYKÜSÜ MAHALLE BASKISI Prof. Dr. Recep BOZLAĞAN Batan güneşin renkleri gibi solmaya yüz tutan bir değerler manzumesiydi mahalle. ...
ŞEHİR DÜŞTÜ, DEMEDEN ÖNCE ŞEHİR DÜŞTÜ, DEMEDEN ÖNCE   Mahmut Çetin Bizanslı tarihçi Yeorgios Francis, İstanbul’un fethi için yazdığı kitabının adını ‘Şehir Düştü!&...
YAŞLILAR İÇİN DÖNÜŞSÜN KENTLER YAŞLILAR İÇİN DÖNÜŞSÜN KENTLER Cihan AKTAŞ "Ortalık insan yüzü görmek için süpermarketlere gidip hiçbir şey almadan çıkan ama bu arada birileriyle iki cümle kurabil...
İŞ BULDURAN ÖZGEÇMİŞ HAZIRLAMANIN PÜF NOKTALARI! İŞ BULDURAN ÖZGEÇMİŞ HAZIRLAMANIN PÜF NOKTALARI! 'İnsan Kaynakları' eki veren birçok gazetenin en çok işlediği konuların başında özgeçmiş (CV) hazırlama teknikleri geliyor. Deyim yerinde...
İYİ BİR ARAŞTIRMA OLUMSUZ SONUÇ İYİ BİR ARAŞTIRMA OLUMSUZ SONUÇ Aile ve Sosyal Politikalar bakanlığının 10 milyon 578 bin hanede 2011 yılında yüz yüze yaptırdığı Türkiye Aile Yapısı Araştırması TAYA'nı...
AÇLIK SINIRI VE ASGARİ ÜCRET AÇLIK SINIRI VE ASGARİ ÜCRET Abdülkadir Özkan Her ay açlık ve yoksulluk sınırını gösteren rakamlar açıklanıyor. İşçi sendikaları konfederasyonları bu işin öncülüğ...
İŞ GÜVENLİĞİNDE YENİ DÖNEM BAŞLIYOR İŞ GÜVENLİĞİNDE YENİ DÖNEM BAŞLIYOR Hüseyin GÖKÇE   ANKARA - Bir kişi dahi çalıştıran işyerlerinin, iş güvenliği ve sağlığı önlemleri almasını öngören 6331 sayılı İş Sağ...
TÜKETİM KÖLELİĞİNDEN “KARA CUMA’YA” TÜKETİM KÖLELİĞİNDEN “KARA CUMA’YA” Fevzi Öztürk/ Dünya Bülteni Modern zamanların en büyük hastalığı “tüketim köleliği” gün geçtikçe modern bireyi biraz daha...
İSLAM, KAPİTALİZMİN YEDEK PARÇASI DEĞİLDİR İSLAM, KAPİTALİZMİN YEDEK PARÇASI DEĞİLDİR Muhammed Amara Batılılar ekonomik krizden kurtulmak için faizsiz İslami bankacılık sistemini istiyor ama kapitalizmin felsefesine ve...
REFAH DEVLETİ VE REFAH REFAH DEVLETİ VE REFAH ATILLA YAYLA  1800'den 2000'e dünya kişi başına geliri 8 kat arttı. Nüfus 1 milyardan 7 milyara yükseldi. Dünya iki asır içinde yakla...
AVRUPA'DA İŞSİZLİK VE AVRUPA'DA İŞSİZLİK VE "YENİ UMUT YOLCULARI" Sinan Özdemir / Dünya Bülteni - Brüksel   İMF, Avro Bölgesi GSMH'sının gelecek yıl (-0,2)'den (+0,7)'ye yükseleceğini öngörüyor. Büyü...
NOBEL’İN GÖLGESİNDE ‘SOSYAL BARIŞ’ NOBEL’İN GÖLGESİNDE ‘SOSYAL BARIŞ’ Sinan Özdemir/ Dünya Bülteni - Brüksel Avrupa Birliği devlet ve hükümet başkanları Perşembe ve Cuma günü bir araya gelerek,  Nobel ba...
KÜRESELLEŞEN DÜNYADA GELİR DAĞILIMI VE YOKSULLUK KÜRESELLEŞEN DÜNYADA GELİR DAĞILIMI VE YOKSULLUK Fevzi Öztürk/ Dünya Bülteni Dünyanın en büyük ve en önemli sorunlarından biri de adaletsiz ge...

KİTAP
Previous Sonraki
KENTLEŞME VE SOSYAL POLİTİKALAR KENTLEŞME VE SOSYAL POLİTİKALAR "Kentleşme ve Sosyal Politikalar" atölyesi, en temelde hem kente hem de sakinlerine dair bir sosyal politika düşünüşü geliştirme çabası o...
BOSNA’DA EGEMENLİK SORUNU-DAYTON ANLAŞMASI BOSNA’DA EGEMENLİK SORUNU-DAYTON ANLAŞMASI Esat Ertaç Erbesler’in kitabı ‘Bosna’da Egemenlik Sorunu-Dayton Anlaşması’ Esat Ertaç Erbesler’in kalem...
KÜRESELLEŞEN DÜNYADA ULUSLARARASI SOSYAL POLİTİKA KÜRESELLEŞEN DÜNYADA ULUSLARARASI SOSYAL POLİTİKA Sakarya Yayıncılık tarafından Ocak 2013 tarihinde basılan kitabın editörlüğünü Prof. Dr. Ali Seyyar ile Yrd. Doç. Dr. Cihan Selek Öz üstl...
AH YAŞLILIK “Hayatın her döneminin keyifli ve zor yanları var. Çok yönlü gerileme ve kayıplara denk gelen yaşlılık döneminin zorlukları, çoğu k...
KÜRESELLEŞME SÜRECİNDE REFAH DEVLETİ Refah devleti ile ilgili bu kitap 2004 yılında İTO tarafından yayınlandığında, alanındaki ilk çalışmalardan bir tanesi özelliğini taşımak...
İŞSİZLİK SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNDE KOBİ'LERİN DESTEKLENMESİ Şurası muhakkaktır ki, küçük ve orta ölçekli işletmelerle ilgili konular çok geniştir ve bu çalışmanın kapsamını hayli aşmaktadır. Bu kit...
KOBİL’ERDE ESNEK ÇALIŞMA John Maynard Keynes, bundan yaklaşık 75 yıl önce bir öngörüde bulunmuş ve torununun yaşayacağı gelecek zamanda, çalışma sürelerinin günlü...
AB’YE UYUM SÜRECİNDE GENÇ İŞSİZLİĞİ AB’YE UYUM SÜRECİNDE GENÇ İŞSİZLİĞİ Sahip oldukları biyolojik, sosyolojik ve yapısal özellikleri bakımından toplumların “en dinamik” ve “yatırım yapıl...
DÜNDEN BUGÜNE İSTANBUL’DA ULAŞIM DÜNDEN BUGÜNE İSTANBUL’DA ULAŞIM M.Ö. 7000’li yıllara dayandırılan ulaştırma olgusu, ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel, çevresel ve hatta as...
Sosyal Politika Sosyal Politika Abdülkadir Şenkal, istanbul: Alfa Yayınları, 2005, 606 s. Hiç şüphesiz küreselleşmeden en çok etkilenen ...
Kimlik Yanılsaması Jean-François Bayart, istanbul: Metis, 1999, 272 s.   Bugün Eski Yugoslavya'dan Orta Afrika'ya, Hindistan'dan Türkiye ya da Cezay...
Ağlayan Dağ Susan Nehir,   Ayşegül Devecioğlu istanbul: Metis 2007, 264 s.   Metis Yayınları'ndan çıkan ikinci romanı de gerçekle yalanın iç içe geçti...
Türkiye'de Çingene Olmak   Mustafa Aksu, istanbul: Kesit Yayınları, 2006, 135 s.   Çingenelerle ilgili şimdiye kadar birçok kitap yazıldı. Ama hiçbiri...
Osmanlı İmparatorluğu'nda Çingeneler Vesselin Popov ve Elena Marushiakova, istanbul: Homer Yayınları, 2006, 112 s.   Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa kanadı Balkanlar...
Ameleden İşçiye   Ahmet Makal, istanbul: iletişim, 2007, 404 s.   Erken Cumhuriyet döneminin emek tarihine ilişkin gelişmelerini çeşitli yanl...
Dünyanın Zenginliği, Ulusların Fakirliği   Daniel Cohen, çev. Dilek Hattatoğlu, istanbul: iletişim, 2000, 139 s.   Küreselleşme, bugün pek çok şeyi açıklamakta kullan...
Tuhaf Zamanlar   Eric Hobsbawm istanbul: iletişim, 2006, 549 s.   20. yüzyıl tarihini diğerasırlarınkinden I ayıran en önemli izler; dünya s...
Yersiz Yurtsuz   Edward W. Said, çev., istanbul: iletişim, 2003, 440 s.   Yersiz Yurtsuz, 2003 yılında yitirdiğimiz Edward W. Said'in çocukl...
Avrasyalı Olmak Banu AVAR, istanbul:Truva Yayınları, 2007   TRT ve BBC başta olmak üzere birçok önemli kuruluşta çalışarak 60'dan fazla ülkeyi zi...
Çocuk ve Aile Sorunlarının Terapi ile Tedavisi Fatih Kılıçarslan, Ankara: Nobel Yayıncılık, 2006.   içinde yaşadığımız toplumda sağlık, eğitim ve sosyal hizmet uygulamalarında ...
Global İşletme, Yerel Emek: Türkiye'de İşçiler ve Modern Fabrika Nadir Suğur ve Theo Nichols, istanbul: iletişim, 2000, 271 s.   Küreselleşme sürecinin temel paradoksularından biri; sermaye küre...
Sosyal Adalet ve Şehir David Harvey, çev. Mehmet Moralı, istanbul: Metis Yayınları, 2. baskı, 2006, 292 s.   Sosyal Adalet ve Şehir, mekân çalışmalarınd...
İstanbul'da"Soylulaştırma": Eski Kentin Yeni Sahipleri   Der. David Behar ve Tolga islam, istanbul Bilgi Ünviversitesi Yayınları, 2006, 221 s.   Soylulaştırma veya eski tabiriyle m...
Yerinden Yönetim ve Siyaset   Ruşen Keleş, istanbul: Cem Yayınevi, 5. baskı, 1992, 560 s.   Yerinden Yönetim ve Siyaset adlı yapıtta, demokratik yaşamın ...
Belediye Kanunu ve Büyükşehir Belediye Kanunu   Sadettin Doğanyiğit, Ankara: Seçkin Yayıncılık, 1198   Yerel yönetimlerin çevre sorunları, çarpık kentleşme, altyapı ve tra...
Refah Devletinin Krizi   Pierre Rosanvallon, çev. Burcu Şahinli, Ankara: Dost Kitabevi Yayınları, 2004, 158 s.   Rosanvallon, bu çalışmasınd...
Cumhuriyet Türkiye'sinde Sosyal Güvenlik ve Sosyal Politikalar Nadir Özbek, istanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2006, 431 s.   Emeklilik Gözetim Merkezi'nin desteğiyle Tarih Vakfı tarafından...
Yerel Yönetimler Üzerine Güncel Yazılar: Reform Der. Hüseyin Özgür ve Muhammet Kösecik, Ankara: Nobel Yayın Dağıtım, 2005, 712 s.   Yerel Yönetimler Üzerine Güncel Yazılar: Refo...
Sosyal Politika Perspektifinden Yerel Yönetimler (İngiltere, İsveç, Türkiye Örneği)   Halis Yunus Ersöz, istanbul: Filiz Kitabevi, 2004, 230 s.   Yerel yönetimlerve sosyal politika icraatları üzerine dilimizde...
Degişen Dünyada ve Türkiye'de Sosyal Politikalar Ali Seyyar, istanbul: Değişim Yayınları, Ekim 2006, 373 s. Türkiye'de sosyal politika alanına yönelik bilimsel ç...
Küresel Sosyal Politika: Uluslararası Kuruluşlar ve Refahın Geleceği   Bob Deacon, Michelle Hulse, Paul Stubbs, London: Sage Publications Ltd., 1997, 252 s.   Küresel Sosyal Politika (Global Soc...
Sosyal Güvenlik Sosyolojisi   Sevda Demirbilek, istanbul: Legal Yayıncılık, 2005, 352 s.   Esas olarak hukuk ve ekonomi dallarının ilgi alanına girmiş ve...
Kapak Dosyası

“Refah devleti” olarak ifade edilen modern yönetim tarzı, aşağı yukarı son iki yüz yıllık tarihsel süreçte yaşanan ekonomik ve sosyal dönüşümlerin bir sonucu olarak şekillenmiştir. Bugüne kadar insanlık tarihinin gördüğü en iyi, en gelişmiş ve insanlık onuruna en uygun devlet şekli olan refah devleti, esas itibariyle II. Dünya Savaşı sonrasının dünyasında yasal ve kurumsal olarak gelişmeye başlayan ve küreselleşmenin başladığı yıllar(1945- 1975 arası)a kadar gelişimini sürdüren bir tarihsel gelişme seyrine sahiptir. 1970’li yallardaki petrol krizleriyle birlikte, bu gelişim sürecinin durduğu, hatta sosyal haklarda dibe doğru bir yarışın başladığı görülmektedir.

    Sınırlı bir alanın söz konusu olduğu bu yazıda, yer elverdiği ölçüde refah devleti olgusu, refah devletinin tarihsel gelişimi ve günümüzde yaşadığı bunalım üzerinde kısaca durulacaktır. Her şeyden önce belirtmek gerekir ki, sosyal devlet ve sosyal politikalarla ile ilgili çalışmalara bakıldığında, yabancı literatürde, özellikle de Anglo Sakson ülkelerde “sosyal devlet” yerine “refah devleti” (welfare state) kavramının kullanıldığı, Türkçe literatürde ise, Kıta Avrupa’sı menşeli “sosyal devlet” (social state) teriminin tercih edildiği görülmektedir. Her iki kavramın birbirinden farklı olmadığı bilinmelidir. Bu kavramlar birbirlerinin yerine kullanılsa da, literatürde yaygın tercih “refah devleti” kavramı lehinedir.

Bu iki kavramın ortaya çıkış kökenine bakıldığında, “sosyal devlet” ve “sosyal politika” kavramlarının Almanca’nın konuşulduğu Kıta Avrupası ülkelerde [Sosyal devletin Almancası “Sozial Staat”dır. Almancada refahdevletinin karşılığı ise “Wohlfahrts Staat”tır.] , “refah devleti” ve “refah politikası” ya da “sosyal refah devleti / politikası” kavramlarının ise Ingilizce’nin hakim olduğu Kuzey Amerika ve bir kısım Avrupa ülkeleri(Anglo–Sakson ülkeler)nde tercih edildiği görülmektedir.

 

    Sosyal devletin ya da refah devletinin tanımı söz konusu olduğunda aslında bu konuda ortak bir tanımın olmadığı görülecektir. Tanımlar, refah devletine minimum sorumluluk(gereksinimlerin sadece minimum düzeyde karşılanması, minimum standartların sağlanması) verenden, refah devletine çok geniş bir faaliyet alanı (eğitim, konut, kişisel sosyal hizmetler vs. ) tanıyana doğru farklılaşmaktadır. Aşağıda, bu tanımlardan bir kısmına yer verilmektedir:

 

    Her birey, hayat yarışına eşit şartlarla başlamaz. Doğumla birlikte kazanılan bazı özellikler vardır. Örneğin, dil, ırk, renk, doğum yeri, hatta anne–babanın kültür düzeyi, ekonomik durumu ve toplumsal statüsü gibi bazı özellikler her birey için farklıdır. Bununla beraber, yine birey dışında cereyan eden, ancak onu yoksulluk, işsizlik gibi tehlikelere maruz bırakan bazı ekonomik ve sosyal faktörler de söz konusudur. İşte refah devleti, bu avantaj ve dezavantajları dengelemeye çalışan, dengedeki ibreyi daha ziyade ekonomik ve sosyal yönden güçsüz olanlar lehine tutan devlettir.

 

    Birçok çalışmada referans olarak gösterilen Asa Briggs’in tanımına göre, refah devleti: “Piyasa güçlerinin rolünü azaltmak amacıyla, bilinçli bir şekilde örgütlü kamu gücünün kullanıldığı bir devlet türüdür.” Briggs’e göre, refah devleti, üç alanda faal durumdadır: Birincisi, bireylere ve ailelere, minimum bir düzeyde gelir garantisi sağlamaktadır. İkincisi, kişilerin, belirli sosyal riskler (hastalık, yaşlılık, işsizlik vb.)in üstesinden gelmelerinde onlara yardımcı olmaktadır. Üçüncüsü ise, sosyal refah hizmetleri aracılığıyla, tüm vatandaşlara en iyi yaşam standartlarını sağlamaktadır. Özetlenirse, bir refah devleti, vatandaşlarına minimum gelir garantisi sağlamalı, güvencesizliği azaltmalı, herkese en iyi standartlara sahip olabilme hakkı vermelidir.

 

    Diğer bir tanıma göre refah devleti, bireylere yalnız klasik özgürlükleri sağlamakla yetinmeyip, aynı

zamanda onların insanca yaşamaları için gerekli olan maddi ihtiyaçlarını karşılamayı da kendisine

görev edinen devlettir. Sosyal yardımda bulunmak, sosyal güvenliği sağlamak ve sosyal hizmetler sunmak refah devletinin vatandaşlarına tanıdığı bir lütuf değil, onun görevidir.

 

    Başka bir tanıma göre, refah devletini kısaca üç şekilde betimlemek mümkündür. Refah devleti, müdahaleci, düzenleyici ve geliri yeniden dağıtıcı bir devlettir. Müdahalecidir, çünkü piyasa başarısızlıkları üzerine harekete geçer ve doğan sorunların giderilmesine yönelik önlemler alır, düzenlemeler yapar. Düzenleyicidir, çünkü iş piyasalarındaki düşük ücretlerin işçileri sefalete düşürmemesi için asgari bir ücret belirler, sosyal güvenlik ve sosyal yardım hizmetlerini üstlenir. Gelirin yeniden dağıtıcısıdır, çünkü vergi ve diğer politikalar ve transfer harcamalarıyla gelirin paylaşımına müdahalede bulunulmadığında, sınıflar arasında gelir dengesizliklerinin, dolayısıyla huzursuzlukların çıkacağının farkındadır.

 

   Kavramların hemen hepsindeki ortak amaç, toplumda refah düzeyi itibariyle farklı durumda bulunanların bu farklılıklarını gidermek amacıyla, devletin sosyal politika önlemleri almasını ifade etmektir. Yani, refah devleti, yapılan çeşitli düzenlemeler ve uygulamalarla, kötü ekonomik ve sosyal koşullar altında bulunan bireyleri korumayı amaçlamaktadır. Bu koruma, sosyal politikalar aracılığıyla gerçekleştirilmektedir.

 

    Dolayısıyla, refah devletinin görev alanı oldukça geniştir ve her ülkenin kendi sosyal refah modeline göre çeşitli uygulamaları vardır. Ancak, sosyal refah devleti görevlerinin temel olarak altı alanda yoğunlaştığı görülmektedir. Bunlar; sosyal güvenlik, eğitim, sağlık, gelirin yeniden dağıtımı, konut ve sosyal refah hizmetleridir. Bunlar dışında da devletin izlediği sosyal politikalar vardır. Örneğin, ailenin, çocukların, gençlerin, kadınların, yaşlıların korunması, iş bulma, mesleki eğitim, çalışma koşullarının düzeltilmesi, yoksullara, özürlülere, yaşlılara yardım vs. Devlet, vatandaşlarına tanıdığı bu sosyal haklarla, yaşam yarışına gerilerden başlayanlarla, yarışta varış noktasına kendi çabalarıyla ulaşamayacak olanların durumundaki eşitsizlikleri düzeltmeye çalışır. Refah devletlerinin, günümüze kadar bu görevlerini takdire şayan bir şekilde yerine getirdiği üzerinde herkes hemfikirdir. Kavramla ilgili bu kısa bilgilerin ardından, yine özetle kavramın tarihsel gelişim sürecine bakılacak olursa; refah devleti, özellikle “altın çağ” olarak adlandırılan 1945–1975 döneminde gelir ve harcamalarını artırdıkça, eğitim, sağlık, konut, sosyal güvenlik, tam istihdam, gelir dağılımı gibi sosyal politika ve sosyal refah hizmetlerini geliştirdikçe, refah devletinin kurumsallaşan bu hizmetleri vatandaşlar tarafından “bir refah hakkı” [Anayasalarda üç tür hak ayırt edilmektedir. Bunlar; “medeni(koruyucu) haklar (civil rights)”, “politik haklar (politic rights)”ve “sosyal haklar (social rights)”dır. Sosyal haklar, koruyucuve politik haklardan çok sonra, sanayileşme ile birlikte gündeme gelmiştir. ] olarak görülmeye başlanmış, vatandaşların devletten beklentileri sürekli artmıştır.

 

    Refah devleti kavramının ortaya çıkmasında, özellikle Sanayi Devrimi’nden sonra, insanların yaşam haklarının hiçbir güvence kapsamı altında olmaması, bir başkasının iyi niyeti ve keyfine tâbi olması rol oynamış, çekilen çileler ve uğranılan haksızlıklar, devlet müdahaleleriyle bu gidişin değişmesine ve çağdaş sosyal politika uygulamalarının doğmasına yol açmıştır.

 

    Çağdaş devletin ulaştığı son aşama olan refah devleti, eskiden olduğu gibi, olayları yalnızca seyretmekle kalmamakta, “seyirci devlet” olmaktan çıkıp “oyuncu devlet” haline gelmekte, yani kendisi düzenleyici ve topluma şekil verici yönde hareket etmektedir.

 

    Dolayısıyla refah devleti, ne 20. yüzyıl öncesinin hakim düzeni olan kapitalist liberal sisteme benzer, ne de kapitalizme karşı bir alternatif sistem amacıyla ortaya çıkan sosyalist ya da komünist sisteme benzer. Her iki sistem(liberal ve sosyalist sistemler)in tarihine göz atıldığında, toplumların ihtiyaç ve beklentilerine cevap veremedikleri görülmektedir.

 

    Bireycilik esasına dayalı liberal sistem, fertleri çok yalnız ve korumasız bırakmış; aksine, toplumculuk esasına dayalı sosyalist sistem ise, insanları devlet tahakkümü altında çaresiz bırakmıştır. Dolayısıyla, bu iki sisteme tepki olarak, her ikisinin de olumsuzluklarını bertaraf edebilecek yeni bir sistem arayışı başlamış ve üçüncü yol olarak sosyal devlet düzeni bulunmuştur.

 

    Bulunan bu yeni sistem (refah devleti), bir anlamda liberal devletin modifiye edilmiş halidir. Bu sistem özünde liberaldir, fakat çeşitli şekillerde piyasaya müdahalede bulunduğundan, minimal devletin olamayacağı kadar hacimli bir devlettir. Refah devletinin ortaya çıkışı ile birlikte, sosyal kaygılar çok fazla oranda ön planda tutulmuş ve bu doğrultuda yasalar çıkartılmış, kurumlar oluşturulmuştur.

 

    Refah devletinin ortaya çıkışı ile ilgili olarak birçok neden ileri sürülmektedir. Bunlardan belli başlılarını şu şekilde ifade etmek mümkündür:

 

    Bu bağlamda, temeli 1880’li yıllara dayanan refah devleti, 1930’lu yıllarda Amerika’da ortaya çıkan “büyük ekonomik bunalım”ın ve bunun bir yan ürünü olarak yükselen işsizlik ve yoksulluğun, diğer ülke ekonomilerine de sıçraması sonucunda, bir çözüm arayışı olarak ortaya çıkmış, giderek genişlemeye başlamış ve 1970’lerin ortalarına kadar güçlenerek devam etmiştir. Bu yeni devlet modeli, II. Dünya Savaşı sonrası ile 1975 arası çeyrek yüzyıllık dönem boyunca büyüyen çok başarılı modern bir devlet türü olarak bilinmekte ve “Keynesyen refah devleti” olarak adlandırılmaktadır.

 

    Yine, birçok yazar tarafından belirtildiğine göre, refah devleti sistemlerinin ortaya çıkışının önemli bir diğer nedeni daha vardır. Kapitalist düzene alternatif bir “komünizm tehdidi”nin baş göstermesi ve dünyanın iki kutuplu hale gelişi, bu ülkelerde bir sosyalist devrim ile karşı karşıya kalınacağı endişesinin doğmasına yol açmıştır. Bu endişeden doğan refah devletinin temel fonksiyonu, çıkar uyuşmazlığının törpülenmesi, işçi sınıfının kontrol altında tutulması ve sosyal devrimin engellenmesidir. Refah devleti politikalarıyla, sosyal sınıflar ve gruplar arasındaki uyuşmazlıklar ve sorunlar, barışçı yollarla çözülmek suretiyle devrimin önü kesilmek istenmiştir.

 

    Refah sistemlerinin ortaya çıkışında ve zaman içinde genişlemesinde, politik alanın da büyük bir katkısı vardır. Partiler arası rekabetin, refah devletinin gelişiminde çok belirgin bir role sahip olduğu bilinmektedir. Öncelikle, sosyalist–sosyal demokrat sayılan partilerin işbaşına gelmelerinden sonra uygulamaya sokulan ve geliştirilen birçok sosyal hak, daha sonra rakip olan sağ partiler tarafından da ortam elverişli olduğu sürece sürdürülmüştür.

 

    Modern anlamda refah devletinin temelleri, 19. yüzyılın ortalarında İngiltere’de temel eğitimi sağlamak amacıyla düzenlenen yasal düzenlemeye kadar götürülmektedir. Modern refah devleti için kabul edilen bir diğer başlangıç noktası ise, ilk defa 1883’te Bismark tarafından getirilen sosyal sigorta uygulamasıdır. Bunlardan önce de, yoksullara yönelik birtakım yasalar(yoksulluk yasaları) söz konusudur ancak bunlar genelde refah devleti içi n bir başlangıç kabul edilmemektedir. Yani, bazı öncü düzenleme ve uygulamalar istisna tutulursa, refah devletinin esas olarak 20. yüzyılın bir ürünü olduğu anlaşılmaktadır.

 

    Refah devletinin doğduğu ülkelere bakıldığında, ilkönce 19. yüzyılda Almanya’da başlayan refah devleti uygulamalarının, daha sonra Batı Avrupa ülkelerine, Kuzey Amerika’ya ve Avustralya’ya yayıldığı gözlenmektedir. Bu ülkelerin hemen hemen hepsinde demokrasi yerleşmiştir, bu ülkelerde yüksek düzeyde sanayileşme söz konusudur ve gelişmiş piyasa ekonomileri oluşmuştur.

 

    Refah kavramı, öncelikle çağdaş toplumlarda önem kazanmıştır. Bunun nedenleri arasında, Sanayi Çağı toplum yapısında görülen olumsuzlukların ve bunlara yönelik önlemlerin ilk defa bu ülkelerde ortaya çıkmasını gösterebiliriz. Genelde sosyal refah kavramı, çağdaş Batı toplumlarının bir ürünü olan ve onlar tarafından garanti altına alınan adalet, eşitlik, özgürlük, haklar (siyasi, ekonomik ve sosyal) gibi kavramlarla hep bir arada olmuştur.

 

    Diğer bir neden, Batı devletlerinin zengin ve sermaye birikimini gerçekleştirmiş olmaları, dolayısıyla milli gelirin daha iyi dağıtımı anlamına gelen refah devleti politikalarını sorunsuz uygulayabilmeleridir. Halbuki, paylaşılacak gelir kaynaklarına sahip olmayan ülkeler, sosyal devlet uygulamasında vatandaşlarına gereği gibi bir refah düzeyi sağlayamamıştır. Çünkü, bu ülkelerin hem sosyal adaleti sağlama, hem de hızlı bir kalkınmayı gerçekleştirme hedefleri bulunmakta ve bu nedenle iki hedef arasında bir denge sağlanması gerekmektedir. Ülke ekonomik açıdan kalkındıkça, sosyal adaleti sağlamak daha da kolaylaşacaktır. Çünkü, ekonomik politika ile sosyal politika arasında çok büyük bir ilişki vardır.

 

    Refah devleti ile ilgili gelişmeler bu şekilde devam ederken, 1980’li yılların başında küreselleşmenin başlaması ile birlikte, tüm dünyayı dalga dalga bir değişim rüzgarı sarmış bulunmaktadır. Değişimin dışında kalamayanlardan birisi de, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan ve Keynesyen Refah Devleti olarak adlandırılan, insanları dünyada adeta cennette yaşatmayı amaç edinen refah devleti olmuştur. Kimi yazarlar, refah devletinin sonunun geldiğini ilan etmiş, küreselleşme cömert refah devletlerini gözden düşürmüştür.

 

    1945’ten itibaren, özellikle gelişmiş ülkelerde devletlerin en temel hedefi, vatandaşlarına tam bir refah sağlama, bu amaçla her türlü sosyal refah önlemlerini alma iken, 1975’ten sonra bu hedefin değiştiği, ekonominin ön plana geçtiği ve insana yönelik harcamaların ekonomik yarışta engel olduğu anlayışının benimsendiği görülmektedir.

 

    Bunun nedeni olarak da, refah devletinin başta finansal olmak üzere birtakım krizlere yol açtığı ileri sürülmektedir. 1945’lerden itibaren hızla artan genel kamu harcamaları, özellikle de kamu sosyal harcamalarının devletleri finansal bunalıma soktuğu ve Yeni Çağın gereklerinden birisi olan rekabet

gücünün önünde engel teşkil ettiği ifade edilmektedir.

 

    Gerçekten de, ileri düzeyde sanayileşmiş ülkelerde kamu harcamalarının GSMH’ye oranının sürekli olarak arttığı gözlenmektedir. Örneğin, bu oran I. Dünya Savaşı öncesinde % 12 civarında iken, 1990’lı yıllarda % 45’lere ve daha sonraları % 50’lere yükselmiştir. Isveç gibi bazı Iskandinav ülkelerinde, kamu harcamalarının bütçeye oranı çok daha fazladır. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde ise, bu oran % 25–30 aralığında yer almaktadır.

 

    Aynı şekilde, kamu sosyal harcamalarının GSMH’ye oranı da sürekli bir artış içerisinde olmuştur. OECD istatistiklerine göre, toplam sosyal harcamalar 1960’larda GSMH’nin % 10’u iken, 1990’lı yılların başında ikiye katlanmış, daha yakın tarihlerde de % 25’leri geçmiştir. İstatistiklerde, en yüksek harcama düzeyine İskandinav refah devletlerinin sahip olduğu (GSMH’nin % 30-33’ü), bu ülkeleri Kıta Avrupa’sı (% 24-27) ve Anglo–Sakson refah devletlerinin (% 16-22) izlediği görülmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde sosyal harcamaların GSMH’ye oranı çok daha düşüktür. Ülkemizde bu oran % 10’un biraz üzerindedir.

 

    Yeni dönemde refah devletlerini zora sokan nedenler sadece finansal konularla sınırlı değildir. Özellikle gelişmiş ülkelerde görülen refah devletinin krizinin temel nedenleri kısaca aşağıdaki gibi özetlenebilir:

 

    Her şeyden önce, demografik yapı değişmiş, yani insan ömrü uzamış, yaşlı nüfus çoğalmış ve doğum oranları düşmüştür (dolayısıyla bu durum aktif–pasif ilişkisini bozmuş, bağımlılık oranını artırmıştır), ailenin yapısı (boşanma oranları artmış, tek ebeveynli aileler ve yetişkin olmayan anneler çoğalmıştır) ve ekonomik koşullar (büyüme hızları düşmüş, profesyonelleşme ve kadınların işgücüne katılımı artmıştır) değişmiştir, işsizlik yükselmiş, kamu harcamaları artmış, vergiler yükselmiş, mali açıklar sürekli hale gelmiştir. Bu sebeplerle hükümetlerin sosyal harcamalar için millî gelirden ayırdıkları pay sürekli büyümüş ve giderek katlanılamaz bir hacme ulaşarak, ülkelerin rekabet güçlerini zayıflatır hâle gelmiştir.

 

    Yine, yaşam standartlarının gelişmesine ve yaşam sürelerinin uzamasına yol açan refah devletleri, yeni gereksinimler yaratmıştır. Artan sağlık maliyetleri ve emeklilik olanakları, büyük oranda refah bütçelerinin artmasına ve mali darboğazlara yol açmış ve bu durum özellikle Avrupa’da, refah politikalarının uyumu açısından kolayca üstesinden gelinemeyen problemler doğurmuştur.

 

    Bu nedenlerle, refah devletinin bunalımına yönelik çözüm arayışları olarak, bir yandan kamu harcamalarını azaltmak ve mevcut sosyal refah kurumları ve programlarını reforma tâbi tutmak yoluna gidilirken, bir yandan da devletin üzerindeki sosyal sorumlulukların diğer bazı kesimlere aktarılarak hafifletilmesi düşüncesi uygulamaya geçirilmeye çalışılmıştır. Burada kademeli bir geçişten bahsedilebilir. Bu açıdan özellikle üç yönelim söz konusudur. Sosyal görevler önce “yerel yönetimlere”, sonra “kâr gütmeyen kuruluşlara”, daha sonra da “piyasalara” bırakılmaya başlanmıştır.

 

    Tüm bu gelişmelere ve refah devletinin geleceğinin ne olacağı hususundaki belirsizliklere karşın, açıkça söylemek gerekir ki, liberal felsefe bağlısı birkaç ülkenin dışında devletler hâlâ sosyal refah politikalarının en büyük üreticisi ve uygulayıcısıdır. Refah devletleri ve sosyal koruma sistemleri neredeyse, tüm ülkelerde güçlü bir şekilde ayakta durmaktadır. Zaten 1970’lerden sonraki bu dönemde, reformların hedefi refah devletini ortadan kaldırmak değildir, sadece krize yol açan refah devletini bazı yönlerden yeniden yapılandırmaktır.

 

 

Süleyman Özdemir
Doç. Dr., İstanbul Üniversitesi, İktisat
Fakültesi, Çalışma Ekonomisi ve
Endüstri İlişkileri Bölümü